![]() Posted by Emre Metilli in on 21st 05 2026
BİR TORBA’DA KIRK FINDIKHarun Deniz BİR TORBA’DA KIRK FINDIK Başparmak çekişinin[1] icâdı ile ilgili temel varsayım bileşik yaylarla ilişkilidir. Bu varsayımın dayanağı ise başparmak çekişinin bileşik yay kullanan kültürlerde uygulanagelmesinden kaynaklıdır. Kiriş tutularak yapılan çekişlerde çekiş noktasında kirişin yaptığı açı, bileşik yayların görece kısa olması sebebiyle dar açı formundadır. Bu durum kirişin birden fazla parmakla tutulduğu ekollerde (Akdeniz ya da Flaman Çekişi v.b.) kirişi tutan parmaklarda sıkışmaya sebep olur ve atış kalitesi bozulur. Kısa yaylarla atış yaparken yaşanan bu sorunun, kirişin tek bir noktadan ve elin en kuvvetli parmağı olan başparmak kullanılarak çözüldüğü varsayılmaktadır. Ancak bu çekiş stilinin atlı okçuya sunduğu avantajlar düşünüldüğünde, salt bir sorunun giderilmesinden ziyade bu avantajların farkındalığıyla icât edilmiş olabileceği fikrini de akla getirir. Avrasya bozkır savaşçısı, savaş meydanlarındaki haklı şöhretini at-ok-yay üçlüsünün teknolojik üstünlüğünün yanında bu üçlünün kusursuz uyumunu sağlayan başparmak çekişine de borçludur. Resim 1 Japon Okçuluğu (Kyudo) eğitiminin bir aşaması olan makiwara. Geleneksel Japon yayı olan Yumi, özellikle at sırtında savaşan samuraylar için tasarlanmış asimetrik bir uzun yaydır. Japonların 2 metreden uzun boyuna rağmen bu yaylarla başparmak çekişiyle atış yapmaları bu çekişin kısa yayla ilişkili olmayıp atlı okçuya sunduğu avantaj sebebiyle tercih edildiğine örnek gösterilebilir. Bu safha Osmanlı kaynaklarında 18. yüzyıla kadarki dönemde sandık/sanduk, daha sonraki dönemde torba/tobra olarak geçmektedir. Her iki isim de kullanılan hedefin adıdır. Günümüz Geleneksel Türk Okçuluğu terminolojisine Torba İdmanı olarak geçmesi sebebiyle yazının sonraki bölümlerinde “Torba” ismiyle anılacaktır. Okçuluk risalelerini torba idmanı özelinde incelediğimizde temel tekniğin doğru öğrenilebilmesi ya da menzil okçuluğu veya darp okçuluğu gibi farklı atış stilleri gerektiren disiplinlerde ustalaşmak için yapılması gerektiğinden bahsedildiğini görürüz. Memlûklu kaynaklarında geçen el-buttiyye, temel tekniğin öğrenildiği süreçte dört ayak ile desteklenen bir hedefe, yüksekliği okçunun göğsü ile aynı seviyede olması gereken ve okçunun onu bir zirâ’, yani yaklaşık 66.5 cm. uzaklıktan vurmak zorunda olduğu torba idmanı süreci olduğundan bahsedilir. Arapçadan Türkçeye tercüme edilmiş olması sebebiyle Memlûklu eseri olma ihtimali de olan Umdetü’l Mütenâzilîn’de içine pamuk çekirdeği-talaş karışımı malzemenin ıslatılarak sıkıştırıldığı, bir kenarı açık bırakılmış ahşaptan mâmül bir sandığa kısa mesafeden atış yapılmasını temel eğitim sürecinin bir parçası olarak tarif eder.[4] Resim 2 Taberî, Kitab-ül Vâzih Osmanlı dönemi eserlere baktığımızda ise daha çok darp ve menzil okçuluğunda ustalaşmak amacıyla torba idmanı tavsiye edildiğini görüyoruz. Abdullah El-Kâtib Kavaidü’r Remy’de ve Kemankeş Mustafa Kavsname’de iyi darbzen olabilmek için bir sandık karşısında idman yapılması gerektiğini yazmışlardır. Geç dönem (19. yüzyıl) eseri olan Telhis-i Resailât-ı Rûmat’ta da torba idmanı ve hedefi tarifine rastlıyoruz. Ancak bu tarifin menzil okçuluğuna yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Zira 44°’lik açıyı muteber kabul etmekle birlikte hedefin farklı açılarla yerleştirilmesine olanak sağlayacak mekanik bir düzenekten bahsedilmektedir.[5] Ayrıca pamuk çekirdeği ve talaş karışımı malzemenin de deri bir torba içine konulduktan sonra sandık içine yerleştirilmesini salık vermesi belli bir açıyla duran sandıktan bu malzemenin dökülmesini engellemesi adına düşünülmüş olabilir. Makiwara ve Gaozhen’de ise pirinç saplarının iple sıkıca bağlanıp silindirik şekil verilmesiyle hedef elde edilir. Resim 3 Menzil Okçuluğuna yönelik torba idmanı. Menzil disiplini okun en uzak mesafeye atılabilmesine yönelik olduğu için fiziksel olarak eğik atış yapılması gerekmektedir. Bu sebeple bu disipline özgü torba atışları belli bir açıyla yapılır. Fotoğraf, Atatürk’ün emriyle 1937 yılında kurulan fakat vefatının ardından 1939 yılında kapatılan Cumhuriyet tarihinin ilk okçuluk spor kulübü Okspor okçularının idmanına âittir. Yukarıda bahsedildiği gibi torba idmanı salt temel eğitim sürecinin bir aşaması değildir. Sofistike bir yapıya sahip olan başparmak çekişinin bu özelliği sebebiyledir ki ustalık seviyesinde de bu idman mutat kabul edilir. İstanbul Okçular Tekkesinde meydanın kapalı olduğu kış sezonunda torba idmanı ile form tutulduğundan bahsedilir. Ayrıca menzil rekortmeni kemankeş apoleti de bulunan Sultan III. Selim’in (M.S. 1789-1807) rûznamesinde de Sultan’ın torba idmanı yaptığı kayıt altına alınmıştır.[6] Torba idmanı Tirendâz[7] ekolünde de temel eğitimin bir safhasını oluşturur. Kaynaklardan elde edilen bilgilerin multidisipliner yaklaşımla saha tecrübesi neticesinde torba idmanının amacını; Temel Tekniğin Öğrenilmesi Omuz hizasından biraz yükseğe konulan torba hedefine kısa mesafeden ve torba gezi[8] adı verilen yeleksiz oklarla atış yapılır. Kaynaklarda; 1 gez (yakl. 66cm), 3 ok boyu ya da bir yay boyu gibi tarif edilen mesafe tayinleri vardır ki bu da yaklaşık 66 ilâ 200 santimetre aralığından atış yapıldığı anlamına gelir. İdmanın yeleksiz oklarla yapılması, atışın kısa mesafeden yapılması sebebiyle olması kuvvetle muhtemeldir. Zira yeleğin ok üzerindeki aerodinamik etkisi yaklaşık ikinci metreden itibaren başlar ve 2 metreden daha kısa mesafede yeleğin ok üzerinde aerodinamik bir etkisi yok denecek kadar azdır. Bu sebeple torbada kullanılan oku yeleklemeye gerek yoktur. Ayak basışı, doğru vücut pozisyonu, kabza tutuş ve çekişle ilgili motor beceri ve farkındalığın oluştuğu kepâze döneminden sonra ok ve yay ile başparmak çekişinin öğrenildiği Torba İdmanına geçilir. Temel eğitim sürecinde torbada sırasıyla okun gezlenmesi (okun kirişe takılması),[9] mandal (kirişin tutulması),[10] Itlak (çekiş ve bırakış),[11] Ferke (bırakışta mandal elinin hareketi)[12] ve Hatra (son taşıma)[13] öğrenilir. Bu safhada dikkat edilmesi gereken en önemli husus temel eğitimin ileri seviye disipilinlerine altlık oluşturacak şekilde öğretilmesidir. Örneğin atış, okun kirişe takılmasıyla (gezlemeyle) başlar. Temel eğitimde gezleme öğretilirken ileri seviye tekniği olan üst üste hızlı atışa uygun bir teknik öğretilmelidir. Bir savaş disiplini olan Türk Geleneksel Okçuluğunda okların tirkeşten ya da elden beslenerek (başparmak çekişinde baş ve işaret parmaklar kullanılır. Diğer parmakların çekişe doğrudan etkisi olmadığı için bu parmaklar arasına birden fazla ok yerleştirilerek oklar kısa zamanda atılabilir) hızlıca atılabilmesinin sahadaki avantajı, bu disiplini ekolün vazgeçilmez unsurlarından biri haline getirmiştir. Bu konuda kaynaklar Selçuklular’ın dakikada 20 ok, Memlûklar’ın 1,5 saniyede 3 ok atabildiğini bildiren muhteşem atış hızlarından bahseder. Benzer şekilde Osmanlı’da da atış hızı için 300 gez mesafedeki hedefe elde tutulan 3 okun, ilk ok hedefe varmadan diğer 2 okun da atılabilmesi gerektiği gibi bir tarif vardır ki bu da yaklaşık saniyede 1 ok atışı olarak değerlendirilebilir. Hızlı atış için, bir ok atışını oluşturan silsilenin asgari sürede ve hatasız yapılması gerekir. Gezleme bu silsile içerisinde zaman açısından hatırı sayılır ölçüde yer kaplamakla birlikte hataya en açık olan süreçtir. Bu sebeple torbada hızlı atışa temel oluşturacak şekilde gezleme öğrenilmesi gerekmektedir. Tirendâz’da bu doğrultuda verilen eğitimler neticesinde 3 saniyenin altında ok atış hızına ulaşılmaktadır. Benzer şekilde kaynaklarda ıtlak olarak geçen çekiş, ıtlak-ı sâkin[14] ve ıtlak-ı muhtalas[15] olarak iki farklı şekilde tanımlanmıştır. Itlak-ı sâkin çekişin sonunda çapa noktasına gelindiğinde bir müddet bekleyerek atış yapılması, ıtlak-ı muhtalas ise atışın çapa noktasına gelir gelmez beklemeksizin yapılmasıdır. Ancak bu noktada bilinmesi gereken şey torba aşamasındaki okçuya ıtlak-ı sâkin ile atış öğretilmesi gerektiğidir. Aynı şekilde mandal, ferke ve hatra gibi atışın diğer aşamalarının da ileri seviye atışlara temel oluşturacak şekilde öğretilmesi gerekir ki bu, öğreticinin Türk okçuluğu disiplinlerinin tamamına hâiz olmasıyla gerçekleşebilir. Ok atış aşamalarının bütüncül hale getirilerek öğrenildiği bu aşamada aynı zamanda torba idmanının en önemli amacı olan ok salınımının kontrolü de öğrenilir. Bilindiği üzere Türk Geleneksel Okçuluğunun temeli av ve savaş disiplini olmakla beraber menzil okçuluğu gibi sportif yanı da bu ekolün önemli parçasıdır. Dolayısıyla atılan oktan beklenen, hedef üzerinde azami tahribat oluşturması veya en uzak mesafeye ulaşmasıdır. Amaca yönelik olarak ok ucu morfolojisi, ok ağırlığı, okun aerodinamik yapısı, yayın çekiş gücü ve verimi gibi ok ve yayın fiziksel özelliklerinde yapılabilecek değişiklikler istenilen sonuca ulaşmada yardımcı faktörlerdir. Bunlarla birlikte uçuş balistiğine yapılan olumlu müdahale de okun hedef üzerindeki etkisinde olumlu rol oynar. Başparmak çekişi, tekniğin doğru uygulanmasıyla atıcıya ok balistiğine müdâhale imkânı vermektedir. Başparmak çekişi de dâhil olmak üzere kiriş tutarak yapılan bırakış metotlarında Newton’un eylemsizlik prensibi gereği ok gövdesinde bir bükülme meydana gelir. Bu bükülme, uçuş aşamasında okun yılan gibi salınarak ilerlemesine sebep olur. Bu salınım, kirişe takıldığında kabza kalınlığı sebebiyle doğrultusu nişan hattının dışında kalan okun, bırakışla birlikte tekrar nişan hattına girmesini sağlar.[16] Bu istenilen bir şey olmasına rağmen ok üzerindeki kinetik enerjinin bir kısmı bunun için harcanır. Başparmak çekişi özelinde de hem kirişin zihgîr gibi sert bir yüzey üzerinden bırakılması hem de kısa bileşik yayların görece kısa kirişinde bırakış esnasında oluşan genlik sebebiyle okta şahsına münhasır bir titreşime ve salınıma yol açmaktadır. Bu da okun arka kısmının yayı terk ederken yay kabzasına çarpmasına sebep olur. Tüm bu olumsuzluklar hatra olarak bilinen ve bırakış anında okçu tarafından yaya uygulanan bir tahrik kuvvetiyle giderilebilir. Yayın bu hareketi sonucunda ok, çıkış anında minimum salınım yaparak enerji kaybını asgariye düşürecektir. Hatranın bir diğer faydası ise okun yaya çarpmadan yayı terk etmesi ve/veya çarpma kuvvetini sönümlemesiyle okun hareket doğrultusuna negatif bir etkiyi ortadan kaldırmasıdır. Bu müdahalenin doğru bir şekilde uygulanıp uygulanmadığının saptaması ancak okun bırakıştan sonra yayı terk ettiği ilk birkaç metredeki pozisyonunun hedef doğrultusuna nazaran açısının belirlenmesi ile mümkün olur.[17] İyi bir ferke ve hatra ile iç balistikte meydana gelen asgari enerji kaybı, dış balistik ve terminal balistikte istenilen sonuca ulaşmada yardımcı olabilmektedir. Uçuşun ilk aşamasında okta oluşan yüksek salınımın bırakış tekniğiyle asgari düzeye düşürülmesi salınım için harcanan enerjinin ok üzerinde kalmasına ve okun hedef doğrultusundaki hızının azami düzeye yükselmesine sebep olacaktır. Bu da eşit şartlar altında atılan iki oktan salınımı az olanın uçuş aşamasının her anında nispeten daha fazla kinetik enerjiye ve/veya momentuma sahip olmasına dolayısıyla en uzun mesafeye uçmasına, hedefte daha büyük tahrip oluşturmasına ya da zırhın delinerek okun vücuda nüfuz etmesine yol açacaktır. Bu sebepledir ki başparmak çekişi ekollerinde torba idmanı vardır ve hedef çok kısa mesafeye konur. Böylece okun çıkış anında hedef doğrultusuyla yaptığı açıyı gören okçu torbada hatra ve ferkesini mükemmelleştirmek için çalışır. Farklı Disiplinlerde Ustalaşma Başparmak çekişi tekniğiyle ok salınımının kontrol edilebilmesi ileri seviye okçuları da farklı disiplinlerde ustalaşabilmek için onları torba hedefi karşısında mesaiye sevk eder. Osmanlı kaynakları özellikle iyi darpzen olabilmek için torba idmanı yapılması gerektiğini yazar. Türk okçuluğunda darp disiplini pratikte zırh delme amacı gütmektedir. Ne var ki okta meydana gelen salınım ok ucunun sağa-sola hareketine sebep olacaktır. Yüksek salınımla hareket eden okun zırh gibi sert cisimlere çarpması sırasında salınımdan kaynaklı ok üzerindeki vektörel olarak dağınık kuvvetler küçük bir bileşke kuvvet oluşturacağı ve bu bileşke kuvvetin doğrultusu hedefi yüzeyine belli bir açıyla çarpacağı için merkezî olmayan esnek bir çarpışma olacaktır.[18] Bu durum zırhı delme ihtimalini düşüreceği gibi ok ucu veya gövdesinin de kırılmasına sebep olacaktır. İstenmeyen bu durumun bertarafı ancak okun en düşük salınımla yayı terk etmesi ve hedef yüzeyine dik bir açıyla temas etmesiyle giderilebilir. Bununla birlikte okun hedefe çarpma anında üzerinde barındırdığı momentum ve kinetik enerjinin tamamının hedefe aktarılabilmesi için merkezi bir çarpışma olması gerekir.[19] Bu da okun hedefe dik bir açıyla çarpmasıyla mümkün olabilmektedir. Merkezi olmayan yansımalı çarpışmalarda ok ve hedef arasındaki kütle farkı sebebiyle okun çarpışmadan sonra hedef üzerinden sekmesine sebep olacaktır. Aynı şekilde bu durumda da ok hedefi delemeyecek ve ok ucu veya gövdesinde deformasyon meydana gelecektir. Bu nedenle darpta ustalaşmak için mükemmel bir hatra/ferke kombinasyonu ile salınım kontrolü yapılması ve okun hedefe dik olarak teması gerekir ki bu da torba idmanı ile mümkündür. Bu disiplinde ustalaşanların saban demiri ve ağaç kütükleri gibi sert cisimlere ok gövdesi ve temrene zarar vermeden ok saplayabildikleri, bardak gibi cam malzemeleri kırmadan delebildikleri hüner atışlarına yazılı kaynaklarla birlikte müze örneklerinde rastlamaktayız. Osmanlı dönemi kaynaklarında darp okçuluğunda ustalaşmak için torba idmanı yapılması gerektiği belirtilmekle birlikte idmanın ne zaman kemale ereceğini belirten ilginç bir tarif vardır. Hem Kemankeş Mustafa, Kavsnâme hem de Abdullah El-Kâtip, Kavâid Ür-Remy adlı eserlerinde torbada 40 fındığın kırılması durumunda torba idmanının darp atışlarında başarıya ulaşmak için yeterli olduğundan bahsederler. Resim 4 Darb atışı örnekleri. Harbiye Askerî Müzesi, İstanbul. Kemankeş Mustafa Kavsnamesinde: …iy karındaş kabza âşıkı eger darb urmak murâd idersen evvelâ bir sanduka peydâ idüp içini pamuk çekirdeği ile doldurup yüzün berâberi yire koyub ve on dört tutam bol yaydan tokuz tutam sanduka okı ile yüzün beraberi yirde ok atub itman idesin…, …ve itman karârın buldı mı neden ma’lumdur dirsen sanduka ağzından kırk dâne fındukı urub ok ile kırarsan belki idman yirinde bulmışdur…denilmekte,[20] benzer şekilde Abdullah El-Kâtip’in Kavâid-ür Remy adlı eserinde: …eyü zarb urub müntehâ olub misli olmak üzere murâd eden zarbun idmanın demişlerdür ki sandukayı doğrı koya ve ifrâz-ı mal kalınca gez ile müstakîmen döke şol mertebe idman ede ki bir uzun oluğa kırk dane fınduk yan yana dizeler ve gezin dibi yassı ola ol olukda olan ibtidâ fınduğa rast ve dürüst urdukda gerek ibtidâ fınduğa urmasından cümle fınduklar kırka varınca kırılub biri sağ kalmaya kemâl-i meşk gelmiş olur… şeklinde tarif edilmektedir.[21] Her iki metinde geçen fınduk bugün fındık olarak bildiğimiz, huş familyasından (corylus) bitkinin tohumunu tarif edebileceği gibi o dönemde kil, taş veya metalden mamül yuvarlak tüfek mermisine de bunduk ya da fınduk denildiğinden bu anlamda da kullanılmış olabilir. Ancak okla taş veya metalin kırılması mümkün olamayacağı için kil veya daha kırılgan mermilerden söz edilebilir. Kemankeş Mustafa’nın Kavsnâme’deki tarifinden fındıkların birer birer mi yoksa kırkının da tek atışla aynı anda mı kırılması gerektiği tam anlaşılamamaktadır. Ancak Abdullah El-Katip’in Kavaid Ür-Remy’de yer alan yukarıda transkripsiyonu yazılı bölümünden aynı hizada dizilen 40 fındığın tek bir atışla tamamının kırılması gerektiği sonucu çıkarılabilir. Nitekim bu sonuç darp okçuluğu için de uygun olanıdır. Zira okun art arda dizilmiş kırk fındığın birbirine teğet olduğu noktalar birleştirildiğinde ortaya çıkan çizgisel hat boyunca salınım yapmadan ya da çok az miktarda yaparak ve okun hareket doğrultusunun bu çizgisel hat ile aynı konumda ilerlemesi gerekir ki fındıklar kırılabilsin. Sert sicimlerin delinmesi ancak oktaki bu seviyede salınımla mümkün olabilir. Resim 5 Art arda dizilmiş fındıklar ve bu diziye atılan okların pozisyonu resmedilmiştir. Fındıkların birbirlerine teğet olduğu noktaların oluşturduğu merkez hattı doğrultusunda yapılan atış tüm fındıkları kırabilir (yukarında aşağıya 3 ncü şekil) Başparmak çekişi ekollerinde eğitimin bir parçasını oluşturan torba idmanı Tirendaz Okçuluk Grubu müfredatında da benzer şekilde yer almaktadır. Sadece kullanılan malzemelerde modern dönemin sunduğu imkanlardan faydalanılmaktadır. Hedef malzemesi olarak bir petrokimya ürünü olan etil vinil asetat (EVA) kullanılmaktadır. Ayrıca torba idmanını tamamlayanların seviye atlama sınavlarında ok salınımının doğru tespit edilebilmesi için bugün modern okçulukta klasik yayların akort edilmesinde yararlanılan kağıt perde yöntemi uygulanmaktadır. Bunlara ek olarak usta okçuların tek atışla 40 fındığı kırabilmek gibi bir hedefleri var artık. KAYNAKÇA : Referanslar: ![]() |